DijiMomentum

Google Ads Açık Artırmasının İşleyişi: Artık Kazanma Zamanı!

Google Ads Açık Artırmasının İşleyişi: Artık Kazanma Zamanı!
🎵 پادکست: شیوه عملکرد حراجی گوگل ادز چگونه است؟

Google Ads Açık Artırmasının İşleyişi ve CPC ile Dönüşüm Oranı (Conversion Rate) ve AOV Arasındaki Denge

Dijital pazarlamanın hızlı dünyasında, reklam kampanyalarını optimize etmek bir sanattır. Ancak bu sanatın arkasında karmaşık bir bilim yatar: Google Ads açık artırmasının yöntemi ve tıklama başına maliyet (CPC), dönüşüm oranı (Conversion Rate) ve ortalama sipariş değeri (Average Order Value veya AOV) gibi kilit metriklerin birbiriyle etkileşimi. Dijital pazarlama alanında çalışanların ve hatta birçok SEO uzmanının yaptığı hata, yalnızca bir veya iki metriğe odaklanmak ve büyük resmi gözden kaçırmaktır. Google’ın açık artırması her an binlerce kez gerçekleşen, karmaşık ve dinamik bir sistemdir. Bu sistem hangi reklamların arama sonuçları sayfasında hangi pozisyonda görüneceğini ve reklamverenlerin her tıklama için ne kadar ödeyeceğini belirler. Bunu, saniyenin çok küçük bir kısmında gerçekleşen dev bir dijital müzayede olarak hayal edin. Bir kullanıcı Google’da bir sorgu yaptığında, Google Ads sistemi devreye girer, çeşitli faktörlere göre uygun reklamverenleri belirler ve onları anlık bir rekabete sokar. Bu açık artırmanın nihai amacı yalnızca Google’ın gelir elde etmesi değil, aynı zamanda kullanıcılara en alakalı ve faydalı reklamları doğru zamanda sunmaktır. Bu karmaşık süreç, kullanıcıların en iyi arama deneyimini yaşamalarını ve reklamverenlerin de hedef kitlelerine ulaşmalarını sağlar. Bu makale, bu büyük resmi sizin için pratik ve anlaşılır bir dille açıklamayı amaçlıyor. Böylece kampanyalarınızı daha kapsamlı ve etkili bir bakış açısıyla yönetebilirsiniz. Haydi, birlikte Google açık artırmasının kalbine bir yolculuk yapalım ve çevrim içi reklamların en yüksek potansiyeline nasıl ulaşabileceğimizi görelim. Aşağıda, bu makaledeki en önemli noktaları özetleyeceğiz:

Bu makalede özet olarak neleri öğreneceğiz:

Bu makalenin önemli noktalarının özeti Basit ve uygulanabilir açıklama
Google Açık Artırması Tanımı Reklamların gösterim sırasını ve maliyetini belirleyen karmaşık bir sistem.
Açık artırmanın temel faktörleri “Maksimum teklif” (Max Bid) ve “Kalite Puanı” (Quality Score).
Reklam Sıralaması Formülü (Ad Rank) Ad Rank = Max CPC × Quality Score; reklamın konumunu belirler.
Gerçek tıklama maliyeti hesaplaması (Actual CPC) “İkinci fiyat açık artırma modeli” (Second Price Auction) esas alınır.
Gerçek CPC Formülü (Sizden bir alt sıradaki rakibin Ad Rank’i / Sizin Quality Score’unuz) + 0.01
Kalite Puanının Önemi Yüksek kalite puanı ile daha düşük maliyetle daha üst sıralarda yer alabilirsiniz.
Kampanyada Likidite Maksimum optimizasyon için dört temel bileşeni kapsayan bir kavramdır: konum, hedef kitle, bütçe ve yaratıcılık.

Google açık artırmasının işleyişi bir kara kutudur; biz onun şifresini çözüyoruz!

Google’ın açık artırma algoritmalarına tam hakimiyetimizle, bu kuralların tamamını lehinize kullanıyor ve kampanyalarınızı en iyi sonucu en düşük maliyetle elde edecek şekilde mühendislik yapıyoruz.

Max Bid Kavramı ya da Maksimum Teklif

Her açık artırmada, ödemeye razı olduğunuz maksimum fiyatı teklif edersiniz. Google Ads’te de durum aynıdır. “Max Bid” ya da “Maksimum Teklif”, reklamınıza yapılan her tıklama için Google’a ödemeye hazır olduğunuzu belirttiğiniz en yüksek tutardır. Bu bir üst sınırdır ve her zaman bu miktarı ödeyeceğiniz anlamına gelmez. Bu başlangıç teklifi, açık artırmaya giriş kapınızdır. Altın Nokta: Google’ın “Hedef CPA” (Target CPA) veya “Hedef ROAS” (Target ROAS) gibi akıllı teklif stratejilerini (Smart Bidding) kullansanız bile, arka planda hâlâ bir maksimum CPC teklifi bulunur. Tek fark, bunu manuel olarak sizin ayarlamamanızdır; Google, hedeflerinize göre bu teklifi kendi belirleyip açık artırmaya dâhil eder.
Max Bid Kavramı (Maksimum Teklif)

Maksimum CPC (Tıklama Başına Maliyet) Nedir?

Maksimum CPC ya da Maximum Cost Per Click, her bir tıklama için ödemeyi kabul ettiğiniz en yüksek tutardır. Bu rakam, Google açık artırmasında reklam sıralamanızın belirlenmesinde çok önemli bir rol oynar. Bu sayı ne kadar yüksek olursa, Google’a seçtiğiniz anahtar kelime için rekabet etme isteğinizin o kadar güçlü olduğunu gösterirsiniz. Ancak belirtildiği gibi, bu tek başına üst sıraları garanti etmez. Daha yüksek bir Max CPC ile daha kaliteli açık artırmalara katılabilir ve bu da size daha değerli bir trafik kazandırabilir. Aslında, mantıklı bir şekilde Max CPC’yi artırmak, kimi durumlarda satın almaya hazır kullanıcıları çekmek için akıllıca bir strateji olabilir.

"Reklam Alakalılığını" Artırarak Kalite Puanınızı ve Sıralamanızı Yükseltin!

Kalite Puanının üç ana unsurundan biri, reklam metninizin aranan anahtar kelimeyle ne kadar alakalı olduğudur. Biz, tam anlamıyla alakalı ve doğru hazırlanmış reklam metinleri yazarak bu puanınızı en üst seviyeye çıkarıyoruz.

Kalite Puanı ve Bileşenleri

Maksimum teklife ek olarak, Google açık artırmasında finansal teklif kadar hatta ondan bile daha kritik bir faktör vardır: Kalite Puanı (Quality Score). Bu, Google’ın reklamınıza verdiği 1 ile 10 arasında bir puandır. Bu puan; reklamınızın, anahtar kelimelerinizin ve açılış sayfanızın kullanıcı aramalarıyla ne kadar alakalı ve kaliteli olduğunu gösterir. Kalite puanınız ne kadar yüksekse, Google içeriğinizi kullanıcı için o kadar alakalı ve faydalı görür. Yüksek bir kalite puanı, rakiplerinizden daha düşük Max Bid ile daha yüksek reklam konumu almanıza yardımcı olabilir. Bu da daha az maliyetle daha iyi sonuç almak anlamına gelir! Reklam Kalite Puanını Etkileyen Faktörler hakkında daha fazla bilgi edinmek için ilgili makalemize göz atabilirsiniz.
Quality Score ve Bileşenleri

Reklam Sıralaması ve Hesaplama Formülü

Reklam Sıralaması (Ad Rank), Google arama sonuçlarında reklamınızın nihai konumunu belirler. Bu sıralama, reklamınızın sayfanın üst kısmında mı, daha aşağıda mı ya da hiç gösterilip gösterilmeyeceğini belirleyen ana etkendir. Reklam sıralaması formülü oldukça basittir; ancak her bir bileşenin etkisini doğru anlamak büyük önem taşır.

Formülün Tanıtımı: Ad Rank = Max CPC × Quality Score

Gördüğünüz gibi, reklam sıralaması “tıklama başına maksimum teklifiniz” ile reklamınızın “Kalite Puanı”nın çarpımından oluşur. Bu formül, neden bazı durumlarda daha düşük teklif vermenize rağmen daha yüksek konum elde edebildiğinizi açıklıyor. Yüksek bir kalite puanı, düşük maksimum teklifi telafi edebilir; tam tersine, yüksek teklif ama düşük kalite puanı ise çoğu zaman sonuç vermeyebilir.

Reklamverenlerin Sıralama Örneği

Şimdi Google açık artırmasında reklamverenlerin nasıl sıralandığını pratik bir örnekle görelim. Siz ve dört rakibiniz (A, B, C, D, E) aynı anahtar kelime için bir reklam açık artırmasına katıldığınızı varsayalım:
Reklamveren Maksimum Teklif (Max Bid) Kalite Puanı (Quality Score) Reklam Sıralaması (Ad Rank) = Max Bid × Quality Score
Siz (A) 2 dolar 9 (18 = 2 × 9)
Rakip B 3 dolar 5 (15 = 5 × 3)
Rakip C 1.5 dolar 7 (10.5 = 7 × 1.5)
Rakip D 4 dolar 2 (8 = 2 × 4)
Rakip E 1 dolar 10 (10 = 10 × 1)
Reklam Sıralaması (Ad Rank) sonuçlarına göre reklam konumları şu şekilde olacaktır:
  1. Siz (A) — Sıralama 18 (1. konum)
  2. Rakip B — Sıralama 15 (2. konum)
  3. Rakip C — Sıralama 10.5 (3. konum)
  4. Rakip E — Sıralama 10 (4. konum)
  5. Rakip D — Sıralama 8 (Bu reklam düşük sıralama nedeniyle gösterilmez — yani “pozisyon sıfır” alır.)
Bu örnek, maksimum teklif ile kalite puanının birleşiminin reklamın nihai sıralamasını nasıl belirlediğini açıkça gösterir. Rakip B daha yüksek teklif vermiş olmasına rağmen, sizden (A) daha düşük kalite puanına sahip olduğu için ikinci sırada kalmıştır. İşte kalite puanının önemi burada ortaya çıkar.
Reklam Sıralaması (Ad Rank) ve Hesaplama Formülü

Gerçek Tıklama Maliyeti (Actual CPC) ve İkinci Fiyat Açık Artırma Modeli

Önceki örnekte Max Bid değerimin 2 dolar olmasına rağmen, “gerçekten” ne kadar ödeyeceğim sorusu aklınıza gelebilir. Altın nokta: Her zaman maksimum teklifinizi ödemezsiniz! Aslında Google, “İkinci Fiyat Açık Artırma Modeli (Second Price Auction)” adı verilen bir yöntem kullanır. Bu, yalnızca sizden bir alt sırada yer alan rakibi geçmenizi sağlayacak kadar ödeme yapmanız anlamına gelir.

Max CPC ile Actual CPC arasındaki fark

Max CPC, her tıklama için ödemeyi kabul ettiğiniz maksimum tutardır ve kampanya ayarlarında siz (veya otomatik teklif stratejisi) tarafından belirlenir. Ancak Actual CPC (gerçek tıklama maliyeti), her tıklama için hesabınızdan gerçekte kesilen tutardır. Bu değer genellikle Max CPC’den daha düşük olur ve “ikinci fiyat açık artırma modeli”ne göre hesaplanır. Kesin hesaplama formülü: (Rakibin Ad Rank’i ÷ Sizin Quality Score’unuz) + 0.01 Önceki örneği devam ettirerek, sizin (Reklamveren A) gerçek CPC’nizi hesaplayalım:
  • Sizin Ad Rank’iniz: 18
  • Bir alt sıradaki rakip (Rakip B) Ad Rank: 15 (2. sırada yer aldı)
  • Sizin Quality Score’unuz: 9
Şimdi formüle göre gerçek CPC’nizi hesaplayalım: (15 ÷ 9) + 0.01 Sonuç: 1.676 dolar — yani gerçek CPC’niz. Nihai sonuç: Maksimum 2 dolar teklif vermiş olsanız bile yalnızca 1.676 dolar ödersiniz; çünkü Rakip B’yi geçmeniz için gereken minimum tutarı ödemiş olursunuz. Bu sistem, reklamverenler için maliyet optimizasyonu sağlar ve kalite puanının yüksek olmasının maliyetleri ne kadar düşürebileceğini açıkça gösterir.

Landing Page’iniz Quality Score’unuzu Mahvediyor mu?

Harika bir reklam, eğer zayıf ve alakasız bir açılış sayfasına yönlendirilirse, tüm bütçenizi boşa harcar. Biz, açılış sayfalarınızı optimize ederek hem kullanıcı deneyiminizi hem de Quality Score’unuzu aynı anda iyileştiriyoruz.

Dönüşüm Oranı ve Ortalama Sipariş Değeri İncelemesi

Buraya kadar reklamların nasıl gösterildiği ve maliyetlerinin nasıl belirlendiğini konuştuk; ancak reklamların nihai amacı yalnızca gösterim veya tıklama almak değildir. Asıl hedef, gelir elde etmek ve işletmenin büyümesini sağlamaktır. İşte tam burada iki önemli metrik devreye girer: Dönüşüm Oranı (Conversion Rate) ve Ortalama Sipariş Değeri (Average Order Value – AOV). Dönüşüm oranı, reklamınıza tıklayan kullanıcıların ne kadarının hedeflenen eylemi (ör. satın alma, form doldurma, dosya indirme) gerçekleştirdiğini gösteren yüzde değeridir. Bu oran doğrudan CPC veya reklam sıralamasına bağlı değildir; daha çok web sitenizin kalitesi, ürün veya hizmetinizin cazibesi, açılış sayfası deneyimi ve fiyatlandırma gibi faktörlere bağlıdır. Her işletmenin dönüşüm oranı farklıdır ve bu oran web sitesi içi optimizasyonlar ile sunduğunuz teklifin kalitesinden etkilenir. Ortalama Sipariş Değeri (AOV), bir müşterinin tek bir işlemde (veya siparişte) harcadığı ortalama para miktarıdır. Bu metrik, müşterilerinizin ne kadar harcama eğiliminde olduğunu ve başka bir ifadeyle sepetlerinin ne kadar dolu olduğunu gösterir. Yüksek fiyatlı ürünler veya tamamlayıcı ürün satın almaya teşvik etmek, AOV’yi artırabilir.

Dönüşüm Oranı, CPC ve AOV’nin Genel Performansa Etkisi

Şimdi bu üç metriğin nasıl birbiriyle etkileşime girdiğini ve neden hiçbirine tek başına bakılmaması gerektiğini inceleyelim. Önceki örnekten reklamveren A ve C’nin her ikisinin de 1000 tıklama aldığını varsayalım:
  • Reklamveren A:
    • CPC = 1 dolar (örneği basitleştirmek için bu değerin gerçek CPC olduğunu varsayıyoruz)
    • Toplam maliyet: 1000 dolar (1000 tıklama × 1 dolar)
    • Dönüşüm oranı: %2
    • Dönüşüm sayısı: 20 dönüşüm (1000 tıklama × %2)
    • AOV = 50 dolar
    • Toplam gelir: 1000 dolar (20 dönüşüm × 50 dolar)
  • Reklamveren C:
    • CPC = 1.50 dolar
    • Toplam maliyet: 1500 dolar (1000 tıklama × 1.50 dolar)
    • Dönüşüm oranı: %1.5
    • Dönüşüm sayısı: 15 dönüşüm (1000 tıklama × %1.5)
    • AOV = 70 dolar
    • Toplam gelir: 1050 dolar (15 dönüşüm × 70 dolar)
Gördüğünüz gibi, Reklamveren C daha yüksek CPC’ye ve daha düşük dönüşüm oranına sahip olmasına rağmen 1050 dolar gelir elde etmeyi başarmıştır. Reklamveren A ise daha düşük CPC ve daha iyi dönüşüm oranına sahip olmasına rağmen 1000 dolar gelir elde etmiştir. Bu durum, Reklamveren C’nin AOV’sinin daha yüksek olmasından kaynaklanır; yani daha pahalı ürünler satıyor veya müşterileri daha fazla harcama yapıyor. Altın nokta: Bu örnek, tek bir metriğe (örneğin sadece CPC veya dönüşüm oranına) bakarak karar vermenin ne kadar yanıltıcı olabileceğini gösteriyor. “Yüksek” bir CPC, daha kaliteli trafik, daha iyi dönüşüm oranı ve uygun bir AOV sağlıyorsa aslında olumlu bir durumdur. Hatta bazen daha yüksek CPC ödemek, daha kaliteli açık artırmalara girmenizi ve satın almaya hazır kullanıcıları çekmenizi sağlar. Bu daha kaliteli trafik dönüşüm oranınızı yükseltebilir ve uygun bir AOV ile toplam gelirinizin artmasına yardımcı olur.
Dönüşüm Oranı (Conversion Rate) ve Ortalama Sipariş Değeri (AOV) İncelemesi

ROAS Kavramı

Eğer CPC, dönüşüm oranı ve AOV tek başına yeterli değilse, genel performansımızı hangi metrik gerçekten ölçebilir? İşte cevabı: ROAS (Return On Ad Spend) yani Reklam Harcaması Getirisi. ROAS, bir reklam kampanyasının etkinliğini, elde edilen geliri o kampanya için harcanan maliyetle karşılaştırarak ölçen finansal bir metriktir. Basit bir ifadeyle ROAS size, reklam için harcadığınız her 1 dolar karşılığında kaç dolar gelir elde ettiğinizi gösterir.

ROAS’ın Hesaplanması ve Önemi

ROAS hesaplama formülü oldukça basittir: ROAS = (Toplam Gelir / Gerçek Reklam Maliyeti) Şimdi Reklamveren A ve C için ROAS’ı hesaplayalım:
  • Reklamveren A:
    • Toplam gelir: 1000 dolar
    • Reklam maliyeti: 1000 dolar
    • ROAS = 1000 dolar / 1000 dolar = 1 (veya %100)
    • Bu, Reklamveren A’nın başa baş noktasında olduğunu; yani ne kâr ne de zarar ettiğini gösterir.
  • Reklamveren C:
    • Toplam gelir: 1050 dolar
    • Reklam maliyeti: 1500 dolar
    • ROAS = 1050 dolar / 1500 dolar = 0.7 (veya %70)
    • Bu, Reklamveren C’nin her 1 dolar reklam harcaması karşılığında sadece 0.7 dolar gelir elde ettiği anlamına gelir; yani kampanya zarar ettirmiştir.
Altın Nokta: Gördüğümüz gibi, Reklamveren C toplamda daha yüksek gelir elde etmiş olsa bile ROAS’ı negatiftir. Bu da ROAS’ın, kampanyanın başarı ve kârlılığını gösteren nihai metrik olduğunu kanıtlar. Amacımız her zaman pozitif ve mümkün olduğunca yüksek ROAS değerine ulaşmaktır. Aksi halde, yüksek gelir sizi yanıltabilir ve gerçekte kampanyanız zarar ediyor olabilir.

Reklamlarınızı etkileyici metinlerle hazırlayın, Tıklama Oranınızı (CTR) uçuşa geçirin!

Beklenen Tıklama Oranı (Expected CTR), kalite puanının temel taşlarından biridir. Ekibimiz, reklam yazarlığı konusundaki uzmanlığıyla kullanıcıların tıklamak için sabırsızlanacağı ilanlar hazırlar.

Google Ads’te Likidite: Performans Optimizasyonunun Anahtarı

Artık Google açık artırmalarının ve performans metriklerinin temellerini öğrendiğimize göre, kampanyaların optimizasyonunda belki de daha az bilinen ama son derece kritik bir kavrama geçebiliriz: “Likidite” (Liquidity). Nihai amacımız, reklam kampanyalarımızı mümkün olduğunca “likit” hale getirmektir. Likidite; esneklik, veri akışı ve bütçe serbestliği anlamına gelir. Bu durum, Google’ın makine öğrenimi sistemlerinin en iyi performansı göstermesine olanak tanır ve en az insan müdahalesiyle algoritmaların sihrini ortaya çıkarmasını sağlar. “Likit” bir kampanya, maksimum büyüme ve optimizasyon potansiyeline sahip bir kampanyadır. Likidite dört ana sütuna dayanır:
  1. Medya ve Yerleşim Likiditesi (Placement Liquidity): Reklamınızın nerede gösterildiğini ifade eder. Google (Arama, YouTube, Display) ve Meta (Facebook, Instagram) gibi farklı kanallar vardır. Her platformun kendine has özellikleri bulunur. Google’ın verilerini kullanarak reklamınız için en uygun konumu seçmesine izin vermek gerekir. Sadece belirli bir kanala (ör. yalnızca YouTube veya yalnızca Arama) odaklanmak, likiditeyi kısıtlar ve yeni kitlelere ulaşma potansiyelini azaltır.
  2. Kitle Likiditesi (Audience Liquidity): Bu, reklamverenlerin en çok zorlandığı alanlardan biridir. Kitle likiditesi, demografik kısıtlamalardan mümkün olduğunca kaçınmak demektir (eğer sağlam verilerle desteklenmiyorsa). Çoğu zaman “kadınlar ürünümüzü almaz”, “50 yaş üstü kimse satın almaz” ya da “X bölgesinde yaşayanlar müşterimiz değildir” gibi varsayımlar yanlış çıkar. Altın Nokta: Google’a yalnızca belirli günlerde veya yalnızca belli yaş grubunda reklam göstermek istediğinizi söylediğinizde, aslında algoritmanın potansiyel öğrenme gücünü kısıtlıyorsunuz. En iyi kitleleri algoritmaların sizin için bulmasına izin verin.
  3. Bütçe Likiditesi (Budget Liquidity): Bütçelerin nasıl dağıtıldığı ile ilgilidir. Yukarıdan dayatılan sabit bütçeler, performans medyasında iyi sonuç vermez. “Sadece 10.000 $ harcayabiliriz” gibi katı sınırlar koymak, büyüme potansiyelini sınırlar. Altın Nokta: Bütçeler sabit bir tavan değil, performansa göre esnek bir taban olmalıdır. Bir kampanya iyi sonuç veriyorsa ve ROAS pozitife dönüyorsa, bütçenin artmasına izin verilmeli. Esneklik, kampanyaların büyüme motorudur.
  4. Kreatif Likidite (Creative Liquidity): Bu, en çok kişisel beğenilere takılan sütundur. “Bu reklamı beğenmedim”, “rengi hoşuma gitmedi”, “başlığı sevmedim” gibi yorumlar genellikle kişisel tercihlerdir. Elbette marka sahipleri görsel estetiğe önem verir ama Altın Nokta: Bir reklamın başarısını asıl belirleyen veridir. Küçük tasarım farklılıkları (renk, düzen, başlık) çoğu zaman tek başına büyük fark yaratmaz. Bu yüzden A/B testleri yapın ve kararları verilere bırakın. Gerçek kullanıcı davranışları, hangi kreatifin başarılı olduğunu gösterir. Fazla kişisel müdahaleler yerine algoritmalara güvenmek, kreatif likiditenin özüdür.
Kısacası, medya, kitle, bütçe ve kreatif alanlarında likiditeyi artırmak, Google Ads kampanyalarınızda daha iyi öğrenme, daha düşük maliyet ve daha yüksek performansın anahtarıdır.
Google Reklamlarında Likidite: Performans Optimizasyonunun Anahtarı

Neden CPC, Dönüşüm Oranı veya AOV’ye Tek Başına Bakmak Yeterli Değildir?

Bu makalede öğrendiğimiz gibi, CPC (Tıklama Başına Maliyet), dönüşüm oranı (Conversion Rate) veya ortalama sipariş değeri (AOV) metriklerinden hiçbiri tek başına reklam kampanyalarınızın gerçek performansını yansıtmaz. Bu göstergelere tek boyutlu yaklaşmak, yanlış kararlar almanıza yol açabilir. Örneğin, sadece CPC’yi düşürmeye odaklanmak, sizi daha kaliteli açık artırmalardan ve dolayısıyla daha değerli trafikten uzaklaştırabilir. Ya da yüksek dönüşüm oranı, AOV düşükse ve maliyetler yüksekse zarara yol açabilir. Altın İpucu: Bu üç metrik birbiriyle bağlantılı çalışır ve en önemli gösterge olan ROAS’a (Reklam Harcaması Getirisi) doğrudan etki eder. Bu dengeyi ve bağlılığı anlamak, kampanyalarınızı optimize etmenin özüdür. Bazen daha rekabetçi açık artırmalara girmek için CPC’nizi artırmanız gerekir, bazen açılış sayfası dönüşüm oranınızı yükseltmeye odaklanmalısınız ya da müşterilerinizin AOV’sini artıracak stratejiler uygulamalısınız. Bunların tümü, nihai hedef olan ROAS’ı artırmak ve işletmenizi daha kârlı hale getirmek için yapılmalıdır.

Yanlış fiyatlandırma (Bidding) stratejisi, düşük bütçe kadar tehlikelidir!

Hatalı Teklif Stratejisi (Bidding), Yetersiz Bütçe Kadar Tehlikelidir!

Google Ads Açık Artırma Yöntemine Kapsamlı Bir Bakış

Bu makalede, Google Ads açık artırma yönteminin derinliklerine indik ve yalnızca Max Bid, Quality Score ve Ad Rank gibi temel kavramlarla tanışmakla kalmadık, aynı zamanda CPC, dönüşüm oranı (Conversion Rate) ve AOV gibi performans metriklerini de detaylı olarak analiz ettik. Bu yolculuktan çıkarılması gereken en önemli ders, tüm bu metriklere bütüncül ve entegre bir bakış açısı ile yaklaşmak ve ötesinde, reklamlarda likidite kavramını anlamaktır. Dijital reklamcılık yalnızca bir dizi rakam değildir; birbirini etkileyen birçok faktörün yer aldığı dinamik bir ekosistemdir. Başarılı bir Google Ads uzmanı, ne zaman makine öğrenimine güvenmesi gerektiğini, ne zaman insan kaynaklı kısıtlamaları azaltması gerektiğini ve ne zaman veriye dayalı stratejik bir bakış açısıyla devreye girmesi gerektiğini bilen kişidir. Nihai hedef, yalnızca “likit” ve esnek bir kampanya sayesinde elde edilebilecek maksimum reklam harcaması getirisi (ROAS) sağlamaktır. Bu bakış açısıyla, yalnızca Google rekabetinde öne çıkmaz, aynı zamanda işletmenizin sürdürülebilir büyümesine ve kârlılığına da katkıda bulunursunuz.

Sıkça Sorulan Sorular

Neden Kalite Puanı (Quality Score) Google Ads’te bu kadar önemlidir?

Kalite Puanı çok önemlidir çünkü her tıklama için daha düşük maliyet (CPC) ödeyerek daha yüksek reklam konumları elde etmenizi sağlar. Bu puan, reklamınızın kullanıcılar için ne kadar alakalı ve kaliteli olduğunu gösterir.

 

“Kullanıcı-odaklı içerik”, reklam metni ve açılış sayfanızın öncelikle kullanıcıların gerçek ihtiyaçlarını karşılamak için faydalı olacak şekilde tasarlandığı anlamına gelir; yalnızca arama motoru sıralamalarını manipüle etmek için değil. Bu yaklaşım, Google’ın ve kullanıcıların içeriğinize güvenini artırır.

 

Evet. Yapay zekâ (örneğin ChatGPT), reklam içerikleri üretiminde, fikir geliştirmede ve hatta reklam metni ile açılış sayfası yazımında güçlü bir araçtır. Ancak altın nokta şudur: Yapay zekâ çıktıları her zaman insan tarafından gözden geçirilmeli ve düzenlenmelidir. Böylece doğruluk, kalite ve SEO standartlarının (özellikle E-E-A-T) korunması sağlanır.

 

Likiditenin en büyük avantajı, kampanyalarınızın minimum insan müdahalesiyle maksimum performans potansiyeline ulaşmasını sağlamasıdır. Bu, Google’ın makine öğrenmesi sayesinde otomatik optimizasyon yaparak en iyi ROAS’a ve en yüksek kârlılığa ulaşmanız anlamına gelir.

 

Hayır. Yüksek CPC her zaman kötü değildir. Bazı durumlarda CPC’yi artırmak, daha kaliteli açık artırmalara girmenize ve daha değerli, satın almaya hazır trafiği çekmenize yardımcı olabilir. Eğer bu trafik daha iyi dönüşüm oranı ve daha yüksek ortalama sipariş değeri sağlıyorsa ve nihayetinde pozitif ROAS’a katkıda bulunuyorsa, CPC’yi artırmak kârlı bir strateji olacaktır.

 
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir